gör

Iğdır

Tarihi, kültürü, folkloru, doğa güzelliklerinin yanında Iğdır, özel iklim şartları sayesinde dört mevsimin aynı anda yaşanabildiği bir şehirdir.

Kente hayat veren Aras Nehri ve Ağrı Dağı ile Iğdır, tuz Mağaraları, kervansarayı, kümbetleri, kaleleri, koç başlı mezar taşları, Anıt Müzesi ve diğer kültürel varlıklarıyla görülmeye değer onlarca esere ev sahipliği yapıyor.

Ağrı Dağı

Türkiye'nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı, jeolojik konumu ve Büyük Tufan'dan sonra Nuh'un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği de olan bir dağdır. Dağ, Ağrı ve Iğdır sınırlarında yükselir.

Heybetiyle büyüleyici bir atmosfere sahip olan Ağrı Dağı’nı ünlü kâşif Marco Polo, “hiçbir zaman tırmanılamayacak bir dağ” olarak nitelemişti. Ancak kayıtlara göre 9 Ekim 1829’da Prof. Frederik VonParat, dağa tırmanan ilk kişi oldu. 1980'li yıllara gelindiğinde Ağrı Dağı, binlerce dağcı tarafından ziyaret edilir oldu ve dağın popülerliği günden güne arttı.

Ağrı Dağı’nın zirvesi 5137 yüksekliktedir ve dağ, konum olarak Doğu Anadolu'da, İran sınırları yakınında yükselir. Tırmanışlar için en uygun zaman temmuz, ağustos ve eylül aylarıdır. Kış tırmanışları zorludur ancak zevklidir. Tüm dağcılar için Ağrı Dağı’na kışın solo tırmanış yapmak, en büyük hedeflerden biridir.     

Karakoyunlu Koç Başlı Açık Hava Müzesi

Iğdır Ovası'ndaki bütün eski mezarlıklarda bulunan koçbaşlı mezarlar, Iğdır'da medeniyetleriyle kalıcı iz bırakan Karakoyunlular Dönemi’ne aittir. Bu mezar taşları Karakoyunlular döneminde yiğit ve kahraman olan kişiler ile genç yaşta ölenlerin mezarlarına dikilirdi. Karakoyunlular dönemindeki bu gelenek Orta Asya Türk Kültürü’nden gelmişti. Ağrı Dağı’nda bulunan siyah bazalt ile yapılan mezar taşlarının çok azı günümüze ulaşmış ve ulaşanlar koruma altına alınmıştır. 

Karakale (Sürmeli) Kalesi 

Karakale, şehir merkezine 10 km uzakta, Aras Nehri’nin Türkiye ile Ermenistan sınırını çizdiği noktada, sarp kayalıklar üzerinde inşa edilmiş. Selçuklular tarafından 12. yüzyılın sonlarında yapılmış.Kale surları ile kuleler arasında kalan geniş bir alanda büyük bir yerleşim kalıntısı mevcut.Buradan günümüze birkaç sur ve iki büyük kule ulaşmış. Özellikle Selçuklu, Urartu ve Erken Tunç Çağı’na ait bol miktarda seramiğin görüldüğü bu alanda kısmen ayakta kalan yapı, hem Aras Nehri’nin geçit veren bir noktasında hem de Iğdır Ovası’na açılan yolun üzerinde inşa edildiği için stratejik bir öneme sahip.

Iğdır (Korhan) Kalesi

Iğdır Kalesi, şehir merkezinin 36 km doğusunda, Ağrı Dağı’nın kuzey yamacına hâkim bir tepe üzerinde yer alıyor. Kalenin ilk yapım evresi ve hangi uygarlık zamanında yapıldığı bilinmiyor. Ancak kalenin 1064 yılında Büyük Selçuklular tarafından fethedildiği, dolayısıyla daha eski tarihli olduğu biliniyor. 

Korhan Meteor Çukuru

Meteor çukuru, şehir merkezinden yaklaşık 35 kilometre uzakta, Karakoyunlu Korhan Yaylası sınırları içerisinde yer alıyor. Meteor çukurunun,1892’de bir göktaşının düşmesiyle meydana gelmiş olduğu iddia edilmiş büyük bir çukurdur. Aslında bu bir karstik çöküntüdür ve 60 metre derinliğe, 35 metre genişliğe sahiptir. Doğa tutkunları ve fotoğrafçılar için de heyecan verici bir yerdir.

Harmandöven Ejder Kervansarayı

Kervansaray, İpek Yolu'nun tali yollarından olan Batum - Tebriz Kervanyolu güzergâhında, Selçuklular Dönemi'nde Sürmari Emiri Şerafettin Ejder Bey tarafından 13. yüzyılda yaptırılmıştır.

Çakırtaş Kul Yusuf Kümbeti

Iğdır'ın yaklaşık 11 km kuzeyinde Çakırtaş köyünde bulunan kümbetin, giriş kapısı üzerindeki kitabeden 1485 yılında Kul Yusuf adlı biri için yaptırıldığı anlaşılıyor. 

Tuzluca Gökkuşağı Tepeleri

Tuzluca ilçesinin batısında, binlerce dönümlük arazideki tepeler; kırmızı, kahverengi, boz ve sarı tonlara sahip toprak yapısıyla görülmeye değer görüntüler oluşturur.

Üçkaya Gölü ve Üçkaya Vadisi

Bir yanında devasa bir vadi diğer yanında ise birbirinden farklı ağaç türlerini barındıran Üçkaya Gölü, yılın her mevsimi doğal yapısı ve faunasıyla görülesi manzaralar yaratıyor. Sonbaharın gelmesiyle sarı, kahverengi ve yeşilin birbirinden güzel tonlarına bürünen vadi, bir renk kartelası oluşturuyor. Özellikle doğa fotoğrafçıları ve doğa sporcularının ilgi gösterdiği vadi, kartpostallarda yer alacak görüntüler sunuyor.

Tekelti Dağı

Tekelti Dağı, Türkiye’deki ender kayalardan biridir. Dik kaya tırmanışı için ideal koşullar yaratır.

Ahura Harabeleri

Ahura Harabeleri, Urartu Krallığı’na kadar uzanan önemli bir arkeolojik sit alanıdır. MÖ 9. yüzyıldan MS 1. yüzyıla kadar uzanan süreçte farklı kültürlere ev sahipliği yapan bu tarihi yerleşim, Urartuların yanı sıra Pers, Roma ve Doğu Roma dönemlerine ait kalıntılar barındırmaktadır. Dağ eteğinde kurulmuş konumu ve stratejik önemiyle dikkat çeken harabeler, bölgenin tarih boyunca önemli bir ticaret yolu üzerinde yer alması sayesinde zengin bir kültürel etkileşim ortamı sunmuştur.

Ahura Harabeleri’nde en belirgin kalıntılar Urartu Dönemi’ne aittir. Kaleler, saraylar, su kanalları ve tapınak kalıntıları, dönemin gelişmiş mimari ve mühendislik anlayışını gözler önüne sermektedir. Bölgede bulunan yazıtlar ve çeşitli eserler, Urartu kültürü hakkında değerli bilgiler sağlamaktadır.

Urartu Krallığı’nın yıkılmasının ardından bölge, Pers, Roma ve Doğu Roma imparatorluklarının egemenliği altına girmiştir. Bu dönemlere ait kalıntılar da harabeler içerisinde yer almakta olup yapıların üst üste inşa edilmiş olması, tarihin katmanlı bir biçimde günümüze ulaştığını göstermektedir. Yapılan arkeolojik kazılar, bölgenin zengin bir geçmişe sahip olduğunu ve daha fazla keşfedilmeyi beklediğini ortaya koymaktadır.

Bulakbaşı

Iğdır’ın Karakoyunlu ilçesine bağlı Bulakbaşı Köyü’nde, Ağrı Dağı’ndan geldiği belirtilen kaynak sularının oluşturduğu Karasu Deresi, çok sayıda kuş ve bitki türüne ev sahipliği yapmaktadır. Su maymunu, yaban ördeği ve leylek gibi pek çok kuş ve balık türünün yaşam alanı olan; yeşil dokusuyla saklı bir cenneti andıran dere, çevredeki birçok köyün hem tarımsal sulama hem de içme suyu ihtiyacını karşılamaktadır.

Iğdır ili sınırları içerisinde yer alan Aras Vadisi, önemli bir doğa alanı olmasının yanı sıra, dünyanın en önemli kuş göç yollarından biri olan Afrika–Avrasya kuş göç rotası üzerinde bulunmaktadır. Her ilkbahar ve sonbaharda yüz binlerce ötücü ve yırtıcı kuş, Aras Vadisi boyunca göç ederek ilkbaharda kuzeydeki üreme alanlarına, sonbaharda ise Afrika’daki kışlama bölgelerine ulaşmaktadır. Bu göç sürecinde on binlerce kuş vadide konaklamakta, beslenmekte ve yolculuklarına devam etmektedir.